bu hayatı tadıyorum – 5

Zaman geçmiyor. Gerçekten geçmiyor. Depresyona girdiğimi kabulleniyorum ama bunu düzeltemiyorum. Yaptıklarım hiçbir anlam ifade etmeyen şeyler olduğu için iyi hissedemiyorum ve hissedecek bir şey bulamıyorum. Okumam gereken -daha doğrusu okumak istediğim- kitaplar var, izleyeceğim yeni filmler var, çalışmam gereken dersler ve yapmam gereken işler var ancak bunların hiçbirini yapmıyorum. Yerine bol bol Family Guy izliyorum. Çünkü Peter Griffin’i izlemek beni açıkçası çok iyi hissettiriyor. En … Okumaya devam et bu hayatı tadıyorum – 5

bu hayatı tadıyorum – 4

yeni diziye başlayıp bitirme keyfi. yazmayalı bayağı bir şeyler izledim. izlenmeye değer miydi hepsi? tabii ki hayır. ama izlemek lazım. izlemeyince olmuyor. izleyince güzel oluyor mu? tabii ki hayır. en azından izlemiş oluyoruz. sevgili arkadaşlar, izlenebilir bir dizi ile karşınızdayız. umbrella academy, günümüz marvel/dc sevdalılarının beğeneceği ve bunun yanı sıra kıyamet temalı ve günümüzü anlatan şahane bir dizi olmuş. eksiği çok olsa da şahane olmuş. … Okumaya devam et bu hayatı tadıyorum – 4

bu hayatı tadıyorum – 3

yeni diziye başladık, sex education. misfits’e ara verdim. malum memlekete döndüm ve internet aşırı yavaş. öyle yavaş bir internete sahibiz ki neden sahibiz çözümseyemiyorum. canım da çok sıkılıyor nedenini bilmediğim bir gerginlik var içimde. yalnızlıktan olsa gerek biraz kafam çok karmaşık. yani öyle karmaşık ki “biraz ve çok” aynı anda karmaşık oluyor benim için. cümlelerim dahi tutarsız. vallahi tekrar izledim. çok şahane bir film bu … Okumaya devam et bu hayatı tadıyorum – 3

bu hayatı tadıyorum – 2

evet aşık oldum. misfits dizisine başladım geçtiğimiz günlerde ve aşık oldum. dizide oynadığı karaktere mi kendisine mi emin değilim ama aşık olduğuma eminim. neyse önemli olan bu değil. misfits’in ne süre sonra bozacağını merak ediyorum. genelleme olarak “2. sezondan sonra bozuyo abi yaaa” sözlerini çok duydum ve 3. sezonda olmama rağmen hala bozulmadığı kanaatindeyim. yönetmen değişince biraz kötüleşti gerçi, orası ayrı. biraz daha kötüyüm bu … Okumaya devam et bu hayatı tadıyorum – 2

“Aaahh Belinda!” Eleştirisi

1970’lerde önemli bir tiyatro oyunu olarak yer edinen “Asiye Nasıl Kurtulur?” oyunu Vasıf Öngören tarafından yazılıp oynatılmıştı. Sonrasında iki kez filme çevrilen bu tiyatro oyunu Atıf Yılmaz’ın yönetmenliği ile sinemayla buluştu. Daha sonra senaryosunu aynı zamanda Atıf Yılmaz’ın kayınçosu olan Barış Pirhasan’ın yazdığı “Aaahh Belinda” filmi ortaya çıktı. Yönetmenlik koltuğunda yine Atıf Yılmaz otururken başrolde ise “Asiye Nasıl Kurtulur?” filminde de oynayan Müjde Ar ve … Okumaya devam et “Aaahh Belinda!” Eleştirisi

“Kayıtsızlık Odası” – Bekleme Odası

Gözünü yoksulluk içinde açmayan, babası öldükten sonra okumaya gittiği şehirde yoksulluğun içine düşen ve yaşadığı psikolojinin altında ezilen bir karakter hayal edelim. Düştüğü durumdan dolayı nihilistliğe doğru yol alan ve kendi içinde yıkımlar yaşayıp birçok sorgulamaya düşen bahsettiğimiz bu karakter Raskolnikov’dan başkası değil. 2003 yapımı Bekleme odası adlı filmde 1866 yılında Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanı ile hayatımıza giren Raskolnikov’un hayatını anlatmaya çalışan bir yönetmenle … Okumaya devam et “Kayıtsızlık Odası” – Bekleme Odası

bu hayatı tadıyorum – 1

ülkenin normal şartlarda sıcak bir kentinde oturuyorum. mevsim kış ve hava soğuk sayılmaz. yanda çalışan çamaşır makinesi, buharları gayet belli olan kupada poşet çay, önümde bir adet internet sayfası ve ben oturuyoruz. cem karaca – o leyli parçası çalıyor arka planda. olabildiğince garip bir ortam kurmuşum kendime zaman geçtikçe. basit oyun posterleri ile başlayan oda düzeltme telaşım bu yıllara kadar benim için önemli hale gelmiş … Okumaya devam et bu hayatı tadıyorum – 1

“beni affedin”

beni affedin bana değer veren güzel insanlar ben bazen size kötü davranıyorum, farkındayım ama kötü davrandığım için değil, farkında olduğum için affedin. neler söylediğimi veya yaptığımı bilmediğim zamanlarda hiçe saydığım anlar için. bu sözler bir şahısa, ikinci şahısa veya üçüncü şahısa değil bu arada. ortalığa. aslında duygularımı tutamadığım için saçmaladığım, saçmalığın içinde bir ahengi yazıyorum şu an. kayıplarıma yazıyorum, kayıplarıma ağlıyorum. son kez aramadığım insanlara, … Okumaya devam et “beni affedin”

“bir takım”

her şey yolundaymış gibi yapma, biriktirme o çığlıklarını. seni anladığımı düşünüyorsan, güce ihtiyacın varsa zor değil bir şeyler. keşke bir şeyler değişebilse, belki değişir bilemeyiz. belki değişmiştir. sorun şu ki ben de kendimi kaybediyorum. zaman çok daraldı, zaman çok kötüleşti. zaman çok acımasız. doğum günleri çok soluk. gel. Okumaya devam et “bir takım”

Pilim

bitti, baya bildiğin bitti. dönemsel olarak insanlarda olur derler. gücün kalmaz, hiçbir şey yapmak istemez insan. dermanı kalmadığı için pes eder, ölür adeta. bu öyle bir bitiş değil, benim dayanağım kalmadığı için bitti pilim. konuştuğumda kimsenin anlamadığını hissettiğim için, anlamalarına rağmen benim anlamadıklarını düşündüğüm veya kendimi buna zorladığım için bitti. işin güzel yanı bu bir aşk acısından dolayı değil, yani umarım sadece ondan dolayı değil. … Okumaya devam et Pilim

bi’adam

Bir adam varmış. Sorgular sorgular ve sorgularmış. Düşündüklerini açıklayamadığında sorgularmış, açıkladığında “niye böyle açıkladım?” diye sorgularmış. Sonra bir gün bu adam yine anlatamamış içini. İçinde kalmış, belki de kaçırmış. Kaçmış yani, öyle güzel ki göç eden kuşlar edasında kaçmış, sigarasının öldüğünü farkedince hüzünlenmiş bu kaçıştan dolayı. Vurmamış masaya kaçamazsın diye. Kızmış düşüncelerini yansıtamadığını anlayınca. Öyle kızmış ki patlamış. Balon şişirip patlatmayı çok severmiş zaten, bu … Okumaya devam et bi’adam

“umutsuzdum”

Soğuk havanın etkisi arttıkça daha da mutsuzlaşıyordum. Hissettiklerimi kimseye anlatamıyordum, onu düşünüyordum, korkuyordum. Korktukça daha da berbat bir hale geliyordu zihnim, engel olamıyordum hissettiklerime. Ona hiçbir şey söyleyememek, onu sevmekten korkmak saçmaydı. Gelin görün ki ben bu hisse engel olamıyordum. Gecenin ilerleyen saatlerinde biraz teşvik biraz kendine güven ile aradım onu. Güzelce açtı telefonu, hafif sarhoş bir şekilde karşıladı beni. Gece ne olduysa oldu, sabahında … Okumaya devam et “umutsuzdum”